Öğrencilerin Dilinden



Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesini öğrencilerin gözünden tanımak ister misiniz?

Aşağıda öğrencilerimizin Fakültemize ilişkin görüşlerini okuyacaksınız
.



YÜKSEK LİSANSIN BİZDE BIRAKTIĞI İZLER

Biz avukatlar, mesleğimizi icra ederken, bilgisayar başında dilekçeler yazar, gelen müvekkille görüşür, ofisle adliye arasında gidip geliriz. Bu bizim rutin yaşantımızdır. Her meslekte olduğu gibi avukatlıkta da sıradanlığı ve rutini kabul edenler ile sıradanlığın sınırlarını aşmaya çalışanlar hep var olmuştur. İnsanın iç dünyasındaki saikler (motive edici hususlar) bizi sınırları aşmaya zorlar. Bu saikler bazen daha fazla para kazanma, bazen saygı görme, bazen okuma ve öğrenme merakı, bazen de mesleğine, meslektaşına, çevresine, topluma daha fazla yarar sağlama isteği olabilir. Esasen bu yolda mesafe alanlar, bu amaçların hepsine de az veya çok sahip olabilirler.

Genç meslektaşlarıma her zaman sıradanlığın sınırlarını zorlamalarını önermişimdir. Mesleğinde başarılı olmak isteyen kişinin mutlaka farklı ve özellikli olması gerekir. Avukatlıkta iyi bilgisayar kullanmak ve hatta iyi araba kullanmak önemli ve gerekli bir özelliktir, ancak bugün bu özelliklere hemen her avukat sahiptir. Bu durumda daha farklı olmanın en önemli yolu, eğitimden geçer. Eğitim, kurumsal olabileceği gibi, bireysel olarak araştırmak incelemek şeklinde de olabilir. Bireysel çabalar şüphesiz önemli olmakla birlikte, daha disiplini ve daha sistematik olması için kurumsal eğitimden geçmek hayli önemlidir.

Avukat, yargıç ve savcıların tamamı lisans eğitimine sahip olduğuna göre, eğitim açısından farklı olabilmek için artı bir eğitime ihtiyaç var. Meslekle ilgili seminer ve panelleri takip etmek elbette insana çok şey katar. Ama eğitimde artı farklılık kazandıracak ilk ve en önemli adımın yüksek lisans olduğunu düşünüyorum.

Eskiden yüksek lisans için imkânlar kısıtlıydı. Örneğin birçok yerde Hukuk Fakültesi varken, bunun eksikliği Adana’da hep hissedildi. Şimdi çok şükür Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi bu eksikliği gidermiş durumda. Adana ve çevresinde görev yapan avukat, yargıç ve savcıların mesleklerinde ilerlemek istiyorlarsa, sıradan bir hukukçu olarak kalmak istemiyorlarsa, farklı ve özellikli olmak istiyorlarsa Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tezli veya tezsiz yüksek lisans yapma imkânları var. Bu çok önemli bir imkân.

Ben şahsen yukarıda değindiğim sebeplerden dolayı bu tercihimi kullandım ve Çukurova Hukuk’taki yüksek lisansımı tamamladım. Eğitim sürecinin benim için ve sınıf arkadaşım olan sevgili meslektaşlarım için oldukça yararlı ve hayli eğlenceli geçtiğini de söylemeliyim. Güldük, eğlendik ve öğrendik. Gündelik yaşantımızda selamlaştığımız meslektaşlarımızı birer sınıf arkadaşı olarak da tanımak ayrı bir zevk oldu bizim için.

Ama en önemlisi, en fazla saygıyı hak edenin, bize bu eğitimi veren hocalarımızın samimi, sıcak, anlayışlı ve titiz tutumları olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Gerek ders anında ve gerekse ders dışındaki tutumları ile hep yanımızda oldular. Sayın Prof. Dr. Mustafa Çeker’in sakin ve kendinden emin hali, sayın Prof. Dr. Fatih Bilgili’nin mütevazi ve sıcak tavrı, sayın Doç. Dr. Ömer Korkut’un titiz ve duyarlı duruşu, sayın Doç. Dr. Zeki Okur’un anlayışlı ve interaktif ders anlatımı ve sayın Yrd. Doç. Dr. Hakan Albayrak’ın aşk ve şevk ile anlattığı dersi meslektaşlarımızdaki deneyimle harmanlayıp sentezlemesi unutulacak gibi değil. Bende iz bırakan bu duruş ve tavırlar eminim tüm sınıf arkadaşlarım için de geçerlidir. Kubbede hoş bir sada olan bu anıların ömür boyu bizleri takip edeceğini sayın hocalarımızın bilmelerini isteriz.

Bu lezzetleri tatmak isteyen tüm hukukçu arkadaşlarımıza da Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki sofrada yer almalarını önemle ve özellikle öneriyorum. Kendileri için… Aileleri için… Çevreleri için… Memleketleri için… Toplum için… Ve insanlık için…

Av. Abbas BİLGİLİ

Adana Barosu

 


 





Çukurova Hukuk Size Bir Bilgi Yığını Değil, Aile Vaad Ediyor Gençler J

Dershane sıralarındayken, eşit ağırlık puan türünden üniversiteye yerleşmek isteyen birçoğumuzun arasında kaldığı iki daldır PDR ve Hukuk. Bu noktada bir gerçek vardır ki; hukuk okumak, pek çok insanın hayalini yaşamaktadır. Çukurova’da hukuk okuma macerası; üniversite sınavı cenderesinden süzülerek sıyrıldıktan sonra, tam da “Şimdi rahat bir nefes alacağım!” dediğiniz anda, hocalarınızın ilk dersten itibaren her sınavınızın birer üniversite sınavı niteliğinde olacağını söyleyerek gözünüzü korkutmasıyla başlar. Ve devamında, lisede en fazla yazılı kağıdının arkasını doldurmaya alışmış bir nesil olarak bizler, tükenmez kalem ve çarşaf kağıtla sınava girme hadisesiyle karşılaşırız. Burada ilk yıl hocalarımızın kağıtları okurken değerlendirmeyi neye göre yaptıklarını açıkladıkları “Merdivenden kağıtları fırlatıyorum. En uzağa gidene en yüksek puanı veriyorum.” esprisiyle tanıştığınız yıldır.

Diğer birçok hukuk fakültesinde hocalar ne isminizi ne de cisminizi bilir iken,  bu üniversitede hukuk okumak; daha birinci sınıftan itibaren hocalarınızın size isminizle hitap etmesi, sizinle bire bir iletişim kurmasını ifade etmektedir. Fakültedeki ve sınıflardaki öğrenci nüfusunun diğer hukuk fakültelerine nispeten daha az oluşu; derslerde aklınıza gelecek hemen her soruyu hocalarınıza sorabilme, ders dışında yanlarına giderek tecrübelerinden istifade edebilme, sorunlarınızı paylaşabilme imkanı sağlar. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; bu fakültede okuduğum dört yıl boyunca, hocalarından asistanına akademik kadromuzun desteğini arkamda hissettim. İçtenlikle ifade edecek olursam özellikle son senemde verdikleri destekle bazı asistanlarımızı gördüğümde abimi/ablamı görmüş gibi hissediyordum (Yiğit, Deniz ve Seren Hocam selamlar J ).  Yani demem o ki sayın seyirciler; Çukurova Hukuk size parklar ve tesislerle çevrili bir bilgi-beton yığını değil, bir aile vaad ediyor. Dedik ya içten ve samimi olacağız; e tabi her ailenin sorunları vardır gençler… Yeni bir fakülte olması hasebiyle, özellikle ilk yılımda fazlaca hissettiğim akademik kadro yetersizliğini, fakültemiz hızlıca kapatıyor. Artık tek tük ders şehir dışından gelen hocalarca veriliyor. Bir de ring servis problemimiz var tabi… Fakültemizin üniversite kampüsüne yürüme ile 15-20 dakikalık bir mesafede oluşu kalabalık ring servisi kullanma zorunluluğunu doğuruyor.

Akademik olarak gerçekleştirilen yarışmalara katılımın teşviki, yurt dışı yüksek lisans başvurularında hocaların sizinle bire bir ilgilenmesi, kurgusal duruşma salonu ve buradaki farazi duruşmaların meslek pratiği kazanımında yardımcı oluşu, mesleki tecrübe paylaşımı adına hakim, savcı, avukat ve akademisyenlerin konuk edildiği konferanslar, düzenlenecek etkinlik önerilerine açık bir fakülte yönetimi bu fakülte öğrencisi olduğunuzda sizleri bekliyor (Not: Şunu da belirtelim, yeni bir fakülte olunmasının getirdiği bir sorun da organizasyonda bazen aksaklıklar olabilmesi.)

Yeni bir mezun olarak fakültemize bu sene ve devamında yerleşecek arkadaşlarıma nacizane tavsiyelerim; özellikle ilk sene ortalamalarınızı yüksek tutmanız (zira genel not ortalamanızda en çok belirleyicilik ilk yıla ait), üniversiteyi sadece bir bilgi yuvası olarak değil kendinizi her yönden geliştirmek, üniversite kültürünü kazanıp yaşamak adına kullanmanız, öğrenci kulüplerine yönelmeniz ve dersleri mümkün olduğunca takip  etmeniz.

Fragman bizdendi; artık filmin devamı sizden olacak. Yeni arkadaşlarımıza hayırlı olsun…

Çağla UĞUR

Çukurova Hukuk

’15 Mezunu
Dönem Birincisi

 






El-veda'i University!

İnsanlar genellikle ve çoğunlukla üniversite hayatının son yılının, ilk yılından daha güzel olacağını/olduğunu düşünür. Şanslıysanız evet...

Herkesle az çok muhabbetiniz olmuştur, kimle anlaşıp kimle anlaşamayacağınızı kestirmişsinizdir, sağlam dostluklarınız olmuş ve güzel anılar biriktirmişsinizdir... Olmadık şeylere hunharca gülmüş, hiç gitmediğiniz yerlere coşkuyla gitmiş, hiç yapmayacağınız şeyleri fütursuzca yapmış, binlerce selfieyi çılgınca çekilmiş, arkadaşınıza hönkürerek ağlamış ve kaç diyet/spor/ kurs girişimini yok yere heder etmiş, kaç dersi gece film sefası yüzünden hiç etmiş, kaç buluşmada milleti bekletmiş/beklemiş, kaç akşam yemeği gömmüşsünüzdür...

İyisiyle kötüsüyle ne günler geçmiştir, geriye bakıldığında gülümseyerek hatırlanacak ve ne eksiltili cümleler kurmuşsunuzdur bunları anlatırken sonu üç noktalı...

Yine de yetmez insana. Sonlar acıdır ya hani, biraz daha anı biriktirmek isteriz sonlarımızda. "Bitse de gitsek" dediğimiz o sınav haftaları bile anlamlı gelir hani. Sınav çıkışı dolaba fıcıtıp sanki bir daha açmayacakmış gibi ötekileştirdiğimiz kitaplar bile sanki arkamızdan ağlar, biten son fosforlu mor kalem ağıtlar yakar sanki masanın bi ucunda çöpe atılmayı beklerken... 

Biraz daha...

Biraz daha...

Biraz daha okula gideyim, bir daha dilberlerde piknik yapalım, Adana'dan gitmeden bi kez daha Menderes'te sahlep içelim etc etc...

Bitmeyecek arkadaşlar; biraz daha'lar, bir kez daha'lar, son defa'lar bitmeyecek. Ne kadar vakit geçirseniz de birlikte, kaç bin fotoğraf arşivleseniz de bilgisayarınızda, bilmem kaç kahkaha sığdırsanız da her anınıza yetmeyecek!

O yüzden gerek yok hapishane duvarlarına çentik atarcasına saydığımız sınavları şimdi romantik bir olaymış gibi yansıtmaya ya da her kaçırışımızda nefret ettiğimiz ringin koltuklarında candan erçetin misali klip havasında olmaya ve görünce yapmacıktan güldüğümüz insanları sanki hayatımızın vazgeçilmeziymiş gibi addetmeye... Mezun olduktan beş ay sonra da buluşabildiğimiz, öyle olsa da olur olmasa da diyerek değil bi kahveyle bütün yorgunluğumuzu alacağına inandığımız buluşmalara bizi koşar ayak götürebilen arkadaşlarımız yeter aslında hepimize. 

Son sene daha güzeldir demiştik ya, belki de değildir. Bitmeyecek sandığımız arkadaşlıklar bir selama muhtaç olduğunda, hayran olduğumuz insanları aslında hiç tanımadığımızı fark ettiğimizde, yaptığımız onca şeyin kimseye değmediğini gördüğümüzde, son ders bittiğinde, son finallere girildiğinde, arkadaşımıza son arama yapıldığında beyaz öğrenci her şeyin gelip geçici olduğunu anlayacak. 

Ilk hevesle alınıp sonra sadece kendi fotoğraflarımıza ve komik olanlara bakacağımız, önce merakla herkese ne yazıldığını okumaya çalışıp sonra neyse deyip geçiştireceğimiz ve varsa kitaplığımızda tozlanmaya bırakacağımız yıllıklar...

Ben almıyorum. Belki duygusuzum, belki nankör, belki kıymetbilmez, belki üşengeç, belki karamsar...

Ama biliyorum ki herkes oraya samimi veya değil güzel şeyler yazacak. Ben kimin sayfasına bakarsam bakayım, "çok iyi insanmış" "adammış bee" diyeceğim. Sonra kara kara "herkes bu kadar birbirini seviyorduysa ortalıkta dönen laflar neydi?" Diye düşüneceğim. Al başına belayı... Eminim herkes mesleğinin gereğini yapacak/ adaletli olacak/ başarıdan başarıya koşacak! Inşallah öyle olur, amenna... Ama ben sizin gibi düşünmüyorum ne yazık ki! 

Düşünmediğim şeyleri de yazmak hem kendime hem yazdığım insana haksızlık olurdu... 

Ne bilim işte, içimden gelmedi.

Üniversite bambaşka bi hayat! Kültür yuvası, farklılıkların başkenti, hoşgörüyü öğrendiğimiz ya da hoşgörüye maruz bırakıldığımız "o da öyle napak" demeyi içselleştirdiğimiz, çevremizde normalde göremeyeceğimiz kadar farklı yaşama şahit olduğumuz bir tecrübe, evet! 

Iyiki gelmişim, iyiki görmüşüm, iyiki yaşamışım, iyiki tanımışım bütün insanları... 

Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim, hayatıma renk kattınız veya renk katmama izin verdiniz. 

Yok yok ağlamıyorum ne alakası var! Ben anı yaşayanlardanım. Hayatımın tecrübe klasörlerine "üniversite/çühf"u ekledim ve yenisini açmaya hazırlanıyorum. 

Seyirciler hazır mısınız??



                                                                                        Emine Selcan KILIÇ

                                                                         Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi

                                                                                             2015 Mezunu




            Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2007 yılında kurulan henüz genç bir fakültedir. Genç fakülteler, özellikle YGS-LYS sınavlarını atlatıp tercih dönemine giren öğrencilerde merak konusu olup kimi şüpheler barındırabilir. Dolayısıyla aynı şüphelerin fakültemiz hakkında da oluştuğunu tahmin etmekteyim. Evet, fakültemiz de yeni bir fakülte olmanın verdiği kimi sorunları yaşamıştır. İlk yılda Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin misafiri olup eğitimlerini orada alan öğrenciler, daha sonra yuvalarına dönüp kendi kampüsümüzde BESYO binamızı kullanmıştır ve nihayet şu anda İletişim Fakültemize komşu olup onlarla aynı bina paylaşılmaktadır. Ancak şu an sürmekte olan inşaat çalışmaları en yakın zamanda sona erecek, yeni ve bize ait olacak binamızda eğitimimize devam edeceğiz.

            Fakültemiz sadece bina sorunu değil, akademik kadro sorunu da yaşamıştır. Ancak zamanla bunu da aşıp, giderek bünyesinde alanında başarılı öğretim üyelerini barındırmaya başlamıştır. Yine de şu an birkaç dersimizde Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi gibi fakültelerden kimi öğretim üyelerini misafir etmekteyiz. Fakültemizi tercih edecek olan öğrencilerin bu durumu bir eksiklikten ziyade bir çeşitlilik olarak görmesini istiyorum. Başka fakültelerden öğretim üyelerinin gelmesi fakültemize renk katmakta ve ismini andığım fakültelerde o dersler için verilen eğitimin aynısını kendi fakültemizde görmemizi sağlamaktadır. Dolayısıyla bu durum fakülteler arasındaki eğitim farklılığını bir nebze olsun azaltmaktadır.

            Üniversite tercih dönemindeki öğrencilerin, fakültemiz hakkında tahminimce kafalarında oluşabilecek ilk kuşkuları giderdiğimi düşündükten sonra, biraz daha ilgilerini çekebilecek konulardan bahsetmek istiyorum. Fakültemizi kazanan öğrenciler 4 yıl içinde temel derslerden Genel Kamu Hukuku, Hukuk Felsefesi-Sosyolojisi, Ceza Hukuku, İş Hukuku, Ticaret Hukuku, Medeni Hukuk ve Anayasa Hukuku gibi dersleri alacaktır. Bunların dışında, mezun olup uygulamaya geçtiklerinde (Örneğin avukat, hakim veya savcı olduklarında) kendilerini daha da geliştirebilecekleri Kriminoloji, Fikri Mülkiyet Hukuku, Tüketici Hukuku gibi dersler de öğrencilerin seçimi üzerine verilmektedir. Ayrıca hukuku, konusu yalnızca “norm” olan bir bilim alanı olmadığını, yani psikoloji, sosyoloji, siyaset bilimi gibi alanlardan bağımsız olmadığını düşünen biri olarak, fakültemizde yine seçimlik derslerden Türk Siyasi Tarihi, Uygarlık Tarihi, Felsefe ve Genel Sosyoloji, Psikolojiye Giriş gibi dersleri fakültemize gelecek öğrencilerin mutlaka seçmeleri gerektiğini de düşünmekteyim.

            Fakültemizde dersler her zaman teorik olarak verilmemektedir. Bir kurgusal duruşma salonuna sahip olan fakültemiz, öğrencilere derslerde öğrendiği teorik bilgilerin pratiğe dökülmesini, öğrencilerin bir duruşma deneyimini yaşamasını sağlamakta, bu da ileride uygulamacı olmak isteyen öğrencilerin (Örneğin avukat, hakim veya savcı) kendilerini daha iyi geliştirmelerini sağlamaktadır. Ayrıca fakültemizde her fırsatta konferanslar düzenlenmekte, misafir ettiğimiz kimi hakim ve savcıların kendi ağızlarından mesleki tecrübeleri hakkında bilgiler almaktayız. Bunların dışında düzenli olarak Yargıtay, Danıştay gibi yüksek mahkemelere geziler düzenlenmekte, öğrenciler bu sayede bu mahkemeler hakkındaki bilgileri yerinde görüp öğrenmektedir.

            Ayrıca üniversitemizin bünyesindeki öğrenci değişim programı olan Farabi programından fakültemizi tercih edecek olan öğrenciler de tıpkı benim gibi yararlanabilecektir. Farabi Öğrenci Değişim Programı ile fakültemizin anlaşmalı olduğu Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi gibi fakültelere en az bir yarıyıl, en çok iki yarıyıl misafir olmakta (Örneğin ben Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne iki yarıyıl misafir olmuştum), eğitime orada devam etmekte ve süre dolduktan sonra yine fakültemize dönerek eğitiminize devam edebilmektesiniz. Bu uygulama ile diğer fakültelerdeki eğitimi de görüp bir miktar alabilmekte, yeni fakültedeki kültürel etkinliklerden yararlanabilme, sosyal çevrenizi genişletebilme imkanına sahip olmaktasınız. Bu durum hem farklı üniversitelere giden öğrenciye hem de Farabi’de düzenli olarak tercih edilen, yeni öğrenciler misafir eden fakültemize renk katmaktadır. Farabi Öğrenci Değişim Programı ile ilgili prosedürel bilgileri fakültemizin öğrencisi olduğunuzda üniversitemizdeki Farabi ofisinden, fakültemiz Farabi Koordinatöründen ve ayrıca benim gibi Farabi tecrübesine sahip öğrencilerden öğrenebileceğinizden, bu bilgilerden uzun uzun burada bahsetmemeyi tercih ediyorum.

            Son olarak fakültemiz hakkında bahsetmeden edemeyeceğim, benim önem verdiğim bir nokta daha var. Bu da fakültemizdeki öğretim üyelerimiz ile öğrenciler arasındaki ilişki. Bu ilişki kimi fakültelerde olduğu gibi aşırı resmi bir ilişki değil, aksine daha samimidir. Elbette ki bahsettiğim bu samimiyet, belli saygı kuralları çerçevesi içindeki samimiyettir. Bunun basit, önemsiz bir şey olduğunu düşünmemekteyim. Çünkü bu sayede üniversitelerin öğrencilerin öğretim üyelerine ulaşabilmeleri daha kolay hale gelmekte, bu samimiyetin yakalandığı öğretim üyelerinin dersleri daha keyifli ve verimli geçmektedir. Nefes alan her canlının eşit olduğunu, dolayısıyla bir öğretim üyesi ile öğrencinin de eşit olduğunu bilen öğretim üyesinin, hiçbir şey yapmasa bile her öğlen fakülte yemekhanesinde öğrencileri ile yemek yemesi bile öğrencilerin kendisine olan saygısını ve sevgisini arttırır, yeri gelir dersine başka fakültelerde olan öğrencileri ve mezun olan eski öğrencileri bile misafir olur, amfiler dolar taşar.

            Hukuk eğitiminde kendisinden daha köklü fakültelerdeki gibi kaliteli bir eğitimi amaç edinmiş ve bu yolda ilerleyen fakültemizi tercih edip yerleşecek öğrencilere şimdiden başarılar diliyorum. 05.07.2015 

 

                                                                                              Ersin HAYALOĞLU

                                                                                   Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi

                                                                                                3.Sınıf Öğrencisi






Hiç şüphesiz, hukuk büyük bir metotlar bütünüdür. Bu metotlar bütünü de kendine özgü yönleri olan, özgün akademik bir metoda sahiptir ki buna hukuk metodolojisi denir. Hukukun metoduna hâkim olmak hukukçu olmanın ilk koşulu olsa gerektir; zira hangi yönden, hangi yoldan gidileceğini bilmek, nereye gidileceğini bilmekten daha önemlidir. Bu sebeple; belirli bir metotla devam ettirilmeyen bir hukuk eğitiminin amaçlanan sonuçlara ulaşamayacağını düşünüyor; akademisyenlerin ve öğrencilerin hukuk metodu konusunda özenli olmaları gerektiğine inanıyorum.

İlk tercihimle girdiğim Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesinin işte bu bahsettiğim hukuk metodu açısından bana pek çok özel katkıları oldu. Akademik kaynakları iyi tarayabilmeyi, bu kaynaklarda iyi araştırmalar yapabilmeyi fakültemde öğrendim. Üniversitemizin sağladığı akademik kaynakları sonuna kadar kullanmaya çalıştım. Arkadaşlarımla birlikte farazi duruşma yarışmalarına katıldık; hazırladığımız farazi dilekçelerin akademik üslup ve hukuk pratiği bakımından yetkinliğine özen gösterdik; belirli hukuki konuların hukuki yönünü araştırıp bu konuları bir hukukçu gibi tartışabilme kültürü geliştirdik. Ödevlerimi akademik bir disiplinle hazırlamaya çalıştım; meslektaşlarımızın hukuk yüksek lisansı çalışmalarını inceleyebildim. Bir makale yarışmasına makale gönderdim ve çalışmamın gönderilen diğer çalışmaların gerisinde kalmadığını gördüm.

Fakültemin bana kazandırdığı hukuk metodolojisinin meslek hayatım boyunca faydasını göreceğime inanıyorum. Bunun için ve diğer her şey için fakülteme teşekkür ederim.

Onur MUTLAY

ÇÜHF 4. Dönem Mezunu








Hukuk fakültesi her şeyin başlangıcıydı .. Bir insan başka hangi fakültede ayaklarının üzerine bu kadar sağlam basabilirdi ki. Evet zordu hukuk okumak, hukuk mantığıyla hareket etmek ve bitmek bilmeyen sınavlar. Ama sizi kucaklayan ve aynı zamanda sizi donanımlı olarak yetiştirmek için Çukurova Hukuk ailesi tam kadro ile hep yanımızdaydı, bu zorluklarla mücadele etmemiz için hep destekçimizdi. Başlangıçta bir fakülte binamız bile yokken, hızla büyüyorduk ve kocaman bir aile olmuştuk. Çukurova Hukuktan bahsederken hep aile kelimesini kullanırım, çünkü gerçekten yaptığımız geziler, etkinlikler, kurgusal duruşmalarımız, bizi meslekler hakkında bilgilendirmek için yapılan konferanslar ile hocalarımızla samimi ilişkiler kurmuştuk, hocalarımız öğrencilerin sorunlarına hep çözüm odaklı yaklaştıkları için bu durum ilişkilerimizi daha da kuvvetlendirmiştir. Dahası Hukuk Fakültesini Çukurova’da okumak o muhteşem kampüste öğrenciliğin tadını çıkarmak Fakültemizin cazibesini artırıyordu. Hayatımızda yaptığımız en önemli seçimlerden biridir fakülte seçimi. Ben yaptığım seçimle kendimi çok şanslı hissediyorum. Çukurova Hukuk Fakültesinin 2. Mezunuyum ve bu yıl mesleğe hâkim adayı olarak başladım. Mesleği özveriyle, hak ve adaleti temsilen, hakkaniyete uygun olarak yapmak için elimden gelen çabayı sarf edeceğim çünkü bize fakültemizde bunlar öğretildi. Sonuç olarak ben hep diyorum ki Çukurova’da hukuk okumak ayrıcalıktır.

Ayşegül ÇİÇEK

Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adayı


Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi


2013 Mezunu

 


 

 

     2010-2011 Eğitim-Öğretim yılında başlayan Hukuk Fakültesi serüvenimi 2015 Haziran'ında nihayet noktaladım. Lisede iken iyi öğrenci gruplarına sahip liselerin öğrencilerinin iştahını kabartan Hukuk Fakültesi benim için de aynı cazibeye sahipti. Ancak beni bu alana özellikle teşvik eden içimde çoğu zaman başıma dertler açacağını bilmeme rağmen dizginleyemediğim kuvvetli adalet dürtüsü oldu. Herhalde farklı bir bölümde eğitim alsaydım bu sefer de kendime haksızlık ettiğimi düşünürdüm.

     İlk kez girdiğim Üniversite sınavında isim yapmış Hukuk Fakültelerine gidebilecek sıralamanın gerisinde kalmıştım. Çevremde düşüncelerine değer verdiğim büyüklerime danıştım, birlikte düşündük ve Türkiye'de gidebileceğim Hukuk Fakülteleri mevcut olmasına rağmen iyi bir eğitim alacağım düşüncesi ile Lefkoşa/Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti - Yakın Doğu Üniversitesi'ne “Tam Burslu” statüde eğitim almak üzere yola çıktım. Hukuk Fakültesi birinci (1.) sınıfını burada tamamladım. Orada eğitim alan öğrencilerin büyük çoğunluğunun öncelikli hedefleri Türkiye'de bir Hukuk Fakültesi'ne yatay geçiş ile gelebilmek üzerineydi. Ancak benim bu yönde bir hedefim bulunmamaktaydı. YDÜ-Hukuk Fakültesi'nin mevcut Öğretim Üyesi kadrosu belki bu alanla içli dışlı olmayan kimseler için bir soru işareti teşkil etse de hukukçu camianın aşina olduğu, kitaplarını okuduğu önemli çok sayıda isimden oluşmaktaydı. Bu beni ziyadesiyle mutlu etmekteydi. Fakat yılsonunda yatay geçiş yapabilecek not ortalamasını ve başarı şartlarını sağlayan beş öğrenciden biri oldum. Yeri gelmişken bahsetmekte fayda var: Yatay geçiş yapabilmeniz için bütün üniversitelerce belirlenmiş ortak bir kıstas bulunmamaktadır. Ancak genel kriterlerden bahsedilmesi gerekirse geçmiş dönemlerden kalmış dersinizin bulunmaması ve 4'lük not sisteminde 2.5 not ort. şartını sağlıyor olmanız söylenebilir. İstenen asgari şartları sağlayan öğrenciler arasında bir sıralama yapılır ve belirlenen kontenjan sayısı kadar öğrenci kabul edilir. Ben de memleketimin Adana'ya 45 dakikalık mesafedeki Tarsus olması sebebiyle bugün mezun olduğum Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne başvuruda bulundum, kabul edildim.

     Artık ÇÜ-Hukuk Fakültesi öğrencisi olmuştum. Baharın neredeyse hiç terk etmediği, bereketini insanlardan tarih boyunca esirgememiş; sayısız bilimadamı, şair, yazar, âşık, müzisyen yetiştirmiş ve yenilerine da gebe memleketim Çukurova topraklarındaydım. Aynı verimliliği benim için de göstermesi en büyük temennimdi. Fakülteye başladığımda bulunduğu binaya henüz taşınmış olması sebebiyle fiziki eksiklikler baş göstermekteydi. Bunların zamanla hallolacağını düşünsem de başta şahsımda katı bir memnuniyetsizliğe sebep olduğunu belirtmem gerekir. İyi tarafından baktığımda ise şunu düşünmekteydim; Fakülte idaresinden, Öğretim Üyesi Hocalarıma gerekse biz öğrencilerden çalışan personele kadar bu Fakülte yeni açılmış tertemiz bir sayfaydı ve burada oluşacak olan öğrenci geleneklerini, fakülte teamüllerini oluşturacak olanlar bizlerdik. Bugün fotokopiciye bırakacağımız bir ders notu yıllar sonra bizler gibi öğrenci olan kişilerin dahi bir teşekkürüne layık olacaktı belki de. Bizler üzerimize düşeni yapmalı ve Ülkemizin bu güzide şehrinin Hukuk Fakültesi'ni yazımın başında bahsettiğim “isim-marka” fakültelerden biri haline getirebilmeliydik. Eylemlerimizin sonuçlarını yıllar sonra göreceğiz. İnşallah sorumluluklarımızı yerine getirebilmişizdir.

     Ancak ikinci sınıf eğitimimin sonunda ben yine yerimde duramadım. Yine asgari not ortalaması şartlarını sağlayınca araştırdım ve YÖK bünyesinde hazırlanan “FARABİ-Öğrenci Değişim Programı” na başvuruda bulundum. Başvurum sonucunda üçüncü sınıf eğitimim için Ankara-Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kabul edildim. Kısaca bu değişim programından bahsetmem gerekirse en az bir yarıyıl ve en çok iki yarıyıl için farklı bir üniversitede, burslu olarak eğitim almanızı sağlayan bir programdır. Program sonunda sizlere bir katılım belgesi takdim edilir. Bu süre içerisinde farklı tecrübeler edinme, mukayese etme ve gözlem yapma fırsatı yakalamış olursunuz. Bir de üzerine Kredi Yurtlar Kurumu'nca sağlanan aylık öğrenim kredisi veya karşılıksız burs tutarının bir-buçuk katı (1,5) burs alma fırsatını yakalamış olursunuz (Benim öğrencilik dönemimde 480 TL'ye tekabül ediyordu.). Olur da Fakültemiz öğrencisi olduğunuzda bu konuda ayrıntılı bilgi sahibi olmak isterseniz Üniversitemiz Farabi Koordinatörlüğü'nden bilgi alabilirsiniz.

     Gazi Üni. Hukuk Fakültesi deneyimimin ardından tekrar ÇÜ-Hukuk Fakültesi'ne döndüm. Orada geçirdiğim bir yılda tahmin ettiğim gibi fakülteye dair fiziki eksikliklerin bir kısmı giderilmiş ve giderilmeye devam edilmekteydi. Bu sevindirici bir gelişmeydi. Burada da dördüncü sınıf eğitimimi tamamladım ve nihayet mezun oldum. Fakültemizi tercih etmeyi düşünen öğrenci arkadaşlarıma naçizane tavsiyelerde bulunmam gerekirse; öncelikle bölüm bazında Hukuk bölümünü insanlar nazarında bulunduğu konum sebebiyle değil gerçekten istiyorsanız tercih ediniz. Gittiğim üç farklı fakültede de fakültesini puanı sebebiyle tercih etmiş mutsuz dostlarım oldu. Bir şekilde başarılı olabilir, mezun olabilirsiniz ancak en önemli faktör sizin istekleriniz olsun. İkincisi ise Fakültelerinizin size sunabileceği imkânları göz önünde bulundurun. Eğitim alacağınız akademik kadro, fakültenin bulunduğu şehir ve bu şehrin size sunabileceği imkânlar... Adana şehir bazında hangi ekonomik statüye sahip olursanız olun kendinize sosyal bir hayat edinebileceğiniz Türkiye'nin güzide şehirlerinden birisidir. Öğretim üyesi kadrosu olarak ise fakültemizde değerli hocalarımız mevcuttur. Ancak deyim yerinde ise “her öğrencinin gönlünde bir aslan yatar.”. Benim fakülte serüvenimin kahramanı ise üç farklı fakülte içinden Yrd. Doç. Dr. Devrim AYDIN'dır. Olur da fakültemizde öğrenci olur iseniz kendisi ile tanışmadan fakülteden ayrılmayınız. Son olarak ise bunların hepsinden önemlisi insanlığın her daim ihtiyaç duyduğu “adalet” nosyonunu içselleştirmeye ve her eyleminizde bulundurmaya dikkat ediniz.

     Bana bu metni yazma imkânını sağlayan Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı'na müteşekkirim, saygılarımla...

 

           Suat ŞAHİN ‘15

Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi

4. Dönem Mezunu

 




Hukuk fakülteleri konusunda ne yazıktır ki öğrenci kardeşlerimize yanlış bilgiler aşılanıyor. Hukuk fakültesi tercih etmeyin, hayatla bağlantınız kesilir, çok zor bitirilemez vs. öğrencileri hukuk fakültelerinden uzaklaştıran bilgiler aşılanıyor. Ne yazıktır ki bunları aşılayanların çoğu hukuk fakültesi öğrencisi veya mezunu değilken bazıları henüz ortaöğretim öğrencileri. İlk seneki Anayasa dersi bile çok abartılacak bir duruma gelinmiş. Ben Çukurova üniversitesinde 2. Sınıfa geçtim ve kesinlikle öyle bir durumla karşılaşmadım. Ben gelmeden önce bana da öyle çok şey söylendi. Zordur, hocalar kotudur vs.. Lakin ben Çukurova Hukuka geldiğim ilk haftadan itibaren bu söylenenlerin birer söylentiden ileriye gitmediğini gördüm. Başka alanlara göre zor olabilir belki ama aslında zor değildir. Tüm gün çalışmaya gerek yoktur aslında. Dersi dinleyen biri kalkıp tekrar etse ki bu 4 saati geçmez rahatlıkla geçilecek bir bölümdür. Hayatla bağlantımız kesinlikle kesilmiyor aksine hayatta daha aktif bir durumda oluyoruz. Öğretmenleri kötüdür size selam bile vermezler sınıfta bırakırlar vs. durumlar da görmedim. Aksine ilk haftadan itibaren asistandan tut Dekanına kadar öğrenciler ile samimi iletişim halindedirler. Öğrencilere yardımcı olmak için elinden gelen yapılıyor.. Evet belki ben sadece Çukurova Hukuk ta okuyorum. Belki diyeceksiniz ki sadece sizin üniversite de öyledir. Ama öyle değil kesinlikle. Birçok farklı üniversitede hukuk okuyan arkadaşla iletişim halindeyim ve kimseden aksi bir şey duymadım. Herkes kendisinden memnun. Evet bazı üniversiteler vardır ki gerçekten zordur ama bunlar ilk sıralardaki sınırlı sayıda fakültedir. Tercih süresi henüz bitmiş değil. Henüz tercih yapamayanlar  tercih yapıp da hukuk mu yazsaydım diyenler bir kez daha düşünün derim. Çukurova Hukuka yolunuz düşerse beklerim.

 

Nusret Kıvık

Çukurova Üniversitesi


Hukuk Fakültesi


2. Sınıf Öğrencisi